Yüzyıllık Tarih; Galata Köprüsü’nün Hikayesi
Karaköy’le Eminönü’nü birbirine bağlayan ilk köprü 1836’da hizmete girdi. Hayratiye Köprüsü adı verilen bu geçiş hattı sallar üzerine, ahşap malzemeden imal edilmişti. İstanbul’da atlı binek arabalarının yaygınlaşması ve iki yaka arasındaki alışverişin artmasından sonra eski ahşap köprü bu gelişmenin yükünü taşıyamaz oldu. Bunun üzerine 1845’te dubalı yeni bir köprü inşa edildi. Üst kısmı ahşap olan bu köprü de İstanbul’un yükünü kaldıramayınca 1863’te yeni bir proje yapıldı. Altından küçük boy deniz araçlarının geçebileceği beş metre yükseklikte geçiş gözlerinin olduğu bu köprü İstanbul’u biraz olsun rahatlattı. Daha sonra defalarca elden geçirilen bu köprü 20. yüzyılın başında iş göremez hale geldi.
Çok sayıda yabancı firma, yeni bir köprü için Babıali’ye proje ve teklif verdi. Sonunda MAN şirketinin teklifi uygun bulundu ve 14 Ekim 1909’da bir anlaşma imzalandı. Üzerindeki tramvay hattıyla birlikte toplam maliyeti 237 bin altın liraya malolan bu köprünün yerine yerleşmesiyle eski köprünün sökülme işlemleri birlikte yürütüldü. Dolayısıyla İstanbul mağdur edilmedi. Tramvay hatlı köprü tastamam iki yılda bitirildi ve büyük bir törenle hizmete açıldı. 1912’de açılan köprü 80 yıl boyunca İstanbul’un yükünü taşıdı. 16 Mayıs 1992’de nedeni bilinmeyen bir yangınla kül olan ve bir kısmı Haliç’in sularına gömülen eski zaman köprüsü devre dışı kaldı. Ama bu sırada, eski köprünün hemen bitişiğinde yeni Galata Köprüsü’nün yapımı sürüyordu.

editor's pick
İstanbul’da baharın yüzünü yavaş yavaş göstermeye başladığı bugünlerde erguvanlar da şahane çiçekleriyle yüzlerini göstermeye başladılar. Peki erguvanların pembe-mor renkleriyle boğazın simgesi olduğunu biliyor muydunuz? İstanbul’un rengini değiştiren nadir ağaçlardan olan erguvanlar çiçek açtığı zaman İstanbul Boğazı harika bir renge bürünür. Nisan ortalarından Mayıs ortalarına kadar uzanan bir süreç içerisinde pembe-mor çiçekleriyle adeta İstanbul’a baharı müjdeler. Siz de baharın tadını İstanbul’da çıkarmayı planlıyorsanız erguvanların coşkuyla açtığı bu dönemi kesinlikle kaçırmamalısınız!
İstanbul’a yapacağınız geziniz boyunca İstanbul’da sürekli gördüğünüz nazar boncuklarının anlamını biliyor musunuz? Nazar boncuğu, tarih boyunca, çoğu kültürde ve dinsel inançta, kötülükleri savan güçlü bir tılsım olarak kabul edilmiştir. Genelde nazar boncukları göz şeklinde olur. Kişinin dünyaya açılan penceresi gözdür ve göz her türlü, iyi ve kötü, düşüncelerin ilk çıkış noktası olarak kabul edilir. Bu yüzden bakışlardan, kötü gözlerden korunmak amacıyla emici özelliği olduğuna inanılan mavi renkli taşlar eskiden beri nazar boncuğu yapımında kullanılmıştır ve son halini günümüzdeki çeşit çeşit nazar boncukları olarak almıştır. Şu an, gerek inanç gerek gelenek, gerekse de süs eşyası olarak pek çok kişi nazar boncuğunu günlük yaşantısında çok sık [...]
Çemberlitaş Hamamı; Çemberlitaş yanında, Kapalıçarşı yakınında bulunmaktadır. III. Murat’ın annesi Nur Banu Sultan tarafından, Üsküdar’daki Valide-i Atik Külliyesine kaynak sağlamak için 1584 yılında, Mimar Sinan’a yaptırılmıştır. Kadınlar ve erkekler kısımdan oluşan bu çifte hamam; Valide Sultan Hamamı, Gül Hamamı, isimleriyle de anılmış, Evliya Çelebi’yse III. Murat Hamamı olarak bahsetmiştir yapıdan. Bugün hamamın kadınlar bölümü ayakta olmamasına rağmen, geri kalan bölümü kadınlar ve erkekler için iki ayrı bölüme ayrılarak kullanılmaktadır. Günümüzde turistik hamam sefalarıyla yabancı konuklarını ağırlamaya devam eden hamam, Osmanlı hamam mimarisinin şaheserlerinden olmaya layık bir yapıdır.
news via inbox
Nulla turp dis cursus. Integer liberos euismod pretium faucibua



