Aramızda çıtır çıtır bir simide “hayır” diyebilecek olan var mı? Dışı pekmezli, susamlı, içi dolgun bir simidi yanında bir bardak çay ile birlikte tadıp da, bu enfes tada hayran olmamak mümkün mü?

İstanbul’da yaşayan, ya da yolu bu kente düşen herkes bu “şehir lezzeti”nin bir şekilde bu susamlı halkanın tadına varmıştır. Bir anda açlık bastırınca karnı doysun diye simit yiyen de vardır, akşam üzeri çay içmeye gelen misafirlerine ikram etmek için simit alan da… Cebinde kalan son üç beş lira ile bir lokantaya giremeyeceği için simit alan da vardır, aile boyu yapılan Pazar kahvaltısında, ev yapımı reçeller ve çarşıdan alınan en güzel peynirler eşliğinde yemek için yarışanlar da…

Simit İstanbullular için baş tacıdır her zaman. Topkapı Sarayı’nda da yenilmişti simit, sokak satıcılarının tezgahlarında da satılmıştır. Sadece geleneksel simitler değil kandil simitleri de, şekerli simitler de, şimdilerde çok popüler olan zeytinli, kaşarlı, sucuklu, sosisli, ak çekirdekli, tahıllı, hatta çikolatalı simitler de sevilerek tüketiliyor.

Günümüzde Türkiye’de 2,5 milyon simit tüketiliyor. Bunun büyük bir kısmı da İstanbul’da üretilip yeniliyor elbette. 300’den fazla fırın simit üretiyor İstanbul’da. 1 milyona yakın simit sokaklarda, simitçilerin tezgahlarında satılıyor. Eskiden “i” harflerini uzata uzata, sonundaki “ç” harfini çatlata çatlata bağıran simitçiler vardı. Şimdi bunların yerini çok daha bol çeşit ve alternatifi bir arada sunan saraylar var elbet.

Geleneksel simit eskiden taş fırınlarda, gürgen ağacı odunu ateşinde pişermiş. Şimdilerde elektrikli fırınlarda son teknolojinin imkanları ile pişirilip, “saray”larda, modern pazarlama yöntemleriyle satılıyor. Şimdilerde hazır maya kullanılıyor ama eskiden maya olarak İstanbul’da çiçek mayasıyla, İzmir’de ise nohut mayasıyla yapılırmış. Ekmeklik un ile makarnalık un arasında bir kalitedeki simit unuyla yapılıyor simitler ama şimdi kepekli ya da tam buğday unundan bile yapılan simitler var.

Simit sadece çok lezzetli bir yiyecek değil. Üretiminden tüketimine kadar İstanbul ile özdeşleşmiş bir besin. Sadece insanlar tüketmiyor üstelik simidi. Boğazın eşsiz manzarasının keyfini çıkartarak bindiğiniz vapurların arkasında, sizin koparıp havaya fırlatacağınız bir lokma simidi kapmak için yarışan martılar da simit sevenler arasında. İstanbul’dan başka bir yerde bunu yapmanız da pek mümkün değil aslında.

Daha çok şey merak edenler için Artun Ünsal’ın “Susamlı Halkanın Tılsımı” isimli kitabının geçmişten günümüze simit ile ilgili neredeyse her şeyin yer aldığı bir başucu kitabı olduğunu hatırlatalım.