Osmanlı’da Sahur ve İftar

Last Updated: Temmuz 8th, 2015By Tags: , , , ,

Kurban ve Ramazan gibi dinî bayramlarda mutfak daha bir canlanır, bayram öncesi börekler ve tatlılar özellikle baklavalar tepsi tepsi yapılarak mutfaktaki yerlerine konurdu.

Bunun yanı sıra etli ve zeytinyağlı yemekler, şurup ve şerbetler yapılırdı. Daha sonraları bu tür yiyecek içecekler artık çarşıda özel dükkanlarda satılmaya başlanmıştır.

padisah sofrada

 

 

 

Dinî bayramlar dışında mutfağın kullanımı gündelik hayat ve evlenme ve sünnet düğünlerinde ve özel ziyafetlerde büyük bir artış gösterir, herşey planlı ve özenli bir biçimde hazırlanırdı.
Ramazan ayı Türkler için çok önemli ve kutsal aydır. On bir ayın sultanı olarak adlandırılan Ramazan’da iftar ve sahur olmak üzere iki kez yemek yenir. Bütün bir ay boyunca ve bayram dahil mutfak devamlı devrededir. Osmanlı döneminde halkın, sarayın ve tekkelerin imaretlerin yemek çeşidi artar. Bugün için de Ramazan yiyecek-içecek açısından tüketim ayıdır. Ramazan öncesi alınan iftariyeler, börek ve tatlılar için yapılan yufkalar, kuru yemişler, hoşaflık malzeme, Ramazan mevsimine göre insanın canının isteyebileceği her şey hazırlanır. Özellikle evdeki bütün bakır kaplar kalaylanır ve Ramazan beklenirdi.n0ku5

 

 

editor's pick

  • İstanbul’da baharın yüzünü yavaş yavaş göstermeye başladığı bugünlerde erguvanlar da şahane çiçekleriyle yüzlerini göstermeye başladılar. Peki erguvanların pembe-mor renkleriyle boğazın simgesi olduğunu biliyor muydunuz? İstanbul’un rengini değiştiren nadir ağaçlardan olan erguvanlar çiçek açtığı zaman İstanbul Boğazı harika bir renge bürünür. Nisan ortalarından Mayıs ortalarına kadar uzanan bir süreç içerisinde pembe-mor çiçekleriyle adeta İstanbul’a baharı müjdeler. Siz de baharın tadını İstanbul’da çıkarmayı planlıyorsanız erguvanların coşkuyla açtığı bu dönemi kesinlikle kaçırmamalısınız!

  • İstanbul’a yapacağınız geziniz boyunca İstanbul’da sürekli gördüğünüz nazar boncuklarının anlamını biliyor musunuz? Nazar boncuğu, tarih boyunca, çoğu kültürde ve dinsel inançta, kötülükleri savan güçlü bir tılsım olarak kabul edilmiştir. Genelde nazar boncukları göz şeklinde olur. Kişinin dünyaya açılan penceresi gözdür ve göz her türlü, iyi ve kötü, düşüncelerin ilk çıkış noktası olarak kabul edilir. Bu yüzden bakışlardan, kötü gözlerden korunmak amacıyla emici özelliği olduğuna inanılan mavi renkli taşlar eskiden beri nazar boncuğu yapımında kullanılmıştır ve son halini günümüzdeki çeşit çeşit nazar boncukları olarak almıştır. Şu an, gerek inanç gerek gelenek, gerekse de süs eşyası olarak pek çok kişi nazar boncuğunu günlük yaşantısında çok sık [...]

  • Çemberlitaş Hamamı; Çemberlitaş yanında, Kapalıçarşı yakınında bulunmaktadır. III. Murat’ın annesi Nur Banu Sultan tarafından, Üsküdar’daki Valide-i Atik Külliyesine kaynak sağlamak için 1584 yılında, Mimar Sinan’a yaptırılmıştır. Kadınlar ve erkekler kısımdan oluşan bu çifte hamam; Valide Sultan Hamamı, Gül Hamamı, isimleriyle de anılmış, Evliya Çelebi’yse III. Murat Hamamı olarak bahsetmiştir yapıdan. Bugün hamamın kadınlar bölümü ayakta olmamasına rağmen, geri kalan bölümü  kadınlar ve erkekler için iki ayrı bölüme ayrılarak kullanılmaktadır. Günümüzde turistik hamam sefalarıyla yabancı konuklarını ağırlamaya devam eden hamam, Osmanlı hamam mimarisinin şaheserlerinden olmaya layık bir yapıdır.  

news via inbox

Nulla turp dis cursus. Integer liberos  euismod pretium faucibua