Turkish Coffee: Centuries old tradition of flavor
Having entered the Ottoman territory in the 16th century, coffee has been an important part of Turkish culture since that day. It differs from all other coffees of the world for its peculiar cooking technique and “coffee grounds”, that is, its service with the powder of very finely grinded coffee beans.
16. yüzyılda Osmanlı topraklarına adım atan kahve, o günden itibaren Türk kültürünün önemli bir parçası olmuştur. Kendine özgü pişirme tekniği ile ve “telve”si yani çok ince çekilmiş kahve çekirdeğinin tozları ile servis edilmesinden dolayı dünyanın tüm diğer kahvelerinden ayrılır.
The one with a thick foam layer of Turkish coffee that is cooked in copper coffee pots traditionally is preferred. Generally consumed between breakfast and lunch, coffee is source of Turkish of breakfast: “kahvaltı”. This word, which is the unified form of “kahve” (coffee) and “altı” (under), refers to the foodstuffs eaten before coffee.
Geleneksel olarak bakır cezvelerde pişirilen Türk kahvesinin bol köpüklü olanı makbuldür. Genellikle sabah öğünü ile öğle yemeği arasında içilen kahve Türkçedeki “kahvaltı” kelimesinin kaynağını oluşturur. Kahve altı olarak açılabilecek kelime, kahveden önce yenen şeyler anlamına gelmektedir.
It is also a tradition to serve a glass of water and small desserts together with the coffee. It is a popular discussion topic for Turks whether the water accompanying coffee is drunk before or after the coffee. Proverbs such as “Bir fincan kahvenin 40 yıl hatırı vardır” (literally, a cup of coffee leads to a 40 years of gratitude) accentuates the importance of coffee in daily life.
Kahvenin yanında bir bardak su ve tatlı bir şeyler servis edilmesi de adettendir. Kahve yanında getirilen suyun kahveden önce mi yoksa sonra mı içileceği Türkler arasında popüler tartışma konularındandır. “Bir fincan kahvenin 40 yıl hatırı vardır” gibi atasözleri kahvenin günlük yaşamdaki önemini daha da vurgulamaktadır.
editor's pick
İstanbul’da baharın yüzünü yavaş yavaş göstermeye başladığı bugünlerde erguvanlar da şahane çiçekleriyle yüzlerini göstermeye başladılar. Peki erguvanların pembe-mor renkleriyle boğazın simgesi olduğunu biliyor muydunuz? İstanbul’un rengini değiştiren nadir ağaçlardan olan erguvanlar çiçek açtığı zaman İstanbul Boğazı harika bir renge bürünür. Nisan ortalarından Mayıs ortalarına kadar uzanan bir süreç içerisinde pembe-mor çiçekleriyle adeta İstanbul’a baharı müjdeler. Siz de baharın tadını İstanbul’da çıkarmayı planlıyorsanız erguvanların coşkuyla açtığı bu dönemi kesinlikle kaçırmamalısınız!
İstanbul’a yapacağınız geziniz boyunca İstanbul’da sürekli gördüğünüz nazar boncuklarının anlamını biliyor musunuz? Nazar boncuğu, tarih boyunca, çoğu kültürde ve dinsel inançta, kötülükleri savan güçlü bir tılsım olarak kabul edilmiştir. Genelde nazar boncukları göz şeklinde olur. Kişinin dünyaya açılan penceresi gözdür ve göz her türlü, iyi ve kötü, düşüncelerin ilk çıkış noktası olarak kabul edilir. Bu yüzden bakışlardan, kötü gözlerden korunmak amacıyla emici özelliği olduğuna inanılan mavi renkli taşlar eskiden beri nazar boncuğu yapımında kullanılmıştır ve son halini günümüzdeki çeşit çeşit nazar boncukları olarak almıştır. Şu an, gerek inanç gerek gelenek, gerekse de süs eşyası olarak pek çok kişi nazar boncuğunu günlük yaşantısında çok sık [...]
Çemberlitaş Hamamı; Çemberlitaş yanında, Kapalıçarşı yakınında bulunmaktadır. III. Murat’ın annesi Nur Banu Sultan tarafından, Üsküdar’daki Valide-i Atik Külliyesine kaynak sağlamak için 1584 yılında, Mimar Sinan’a yaptırılmıştır. Kadınlar ve erkekler kısımdan oluşan bu çifte hamam; Valide Sultan Hamamı, Gül Hamamı, isimleriyle de anılmış, Evliya Çelebi’yse III. Murat Hamamı olarak bahsetmiştir yapıdan. Bugün hamamın kadınlar bölümü ayakta olmamasına rağmen, geri kalan bölümü kadınlar ve erkekler için iki ayrı bölüme ayrılarak kullanılmaktadır. Günümüzde turistik hamam sefalarıyla yabancı konuklarını ağırlamaya devam eden hamam, Osmanlı hamam mimarisinin şaheserlerinden olmaya layık bir yapıdır.
news via inbox
Nulla turp dis cursus. Integer liberos euismod pretium faucibua

